NEDEN ORYANTAL RESİM?
Şinasi ACAR
Cumhuriyetle birlikte başlayan çağcıllaşma hareketinde , ülkemizde batı resmi ön plana çıkmış ve oryantal resim uzun yıllar unutulmuştur. Oryantal resmin büyük ustası Osman Hamdi'den bir yüzyıl sonra , bu akımın günümüzdeki en yetkin ressamı Kamil Aslanger'dir . Oryantalizme gönül vermiş batılı sanatçılar Osmanlı yaşamını resimlerine yansıtırken çoğunlukla abartı ve zorlamaya başvurmakla birlikte pek çok ayrıntıyı gözden kaçırmışlar ve İstanbul'u anlatırken çoğu kez Arap etkisinde kalmışlardır . Oysa Aslanger'in eserlerinde mimari eserler ve iç mekan görünümleri, kişiler, giysiler, eşyalar bir araştırmacı titizliğiyle belgelenir ve onun ayrıntıcı duyarlığından süzülerek işlenirler. Onun esas ilgisini çeken Osmanlı çağı, batılılaşma akımlarının henüz başlamadığı XIX uncu yüzyıla kadar olan dönemdir.
Aslanger'in oryantal resim tutkusu , onun İstanbul sevgisinden kaynaklanır. Ama onun istediği , ilgilendiği , hayran olduğu, sevdalandığı İstanbul, bugünkü İstanbul değildir. Bir kent, mahalleleri, meydanları, anıtları, caddeleri, parkları ve yapılarıyla değil, hepsinden önce insanlarıyla kent olur.
İstanbul'a özgü terbiye , İstanbul'a özgü gelenek-görenek , İstanbul'a özgü giyim-kuşam ve İstanbul'a özgü dil... Eski İstanbul'un üst kültürü taşralıyı, köylüyü, kasabalıyı içinde eritir ve zamanla kendinden yapardı. Oysa bugünkü İstanbul'un kendi kültürü yoktur. Bugün dangıldungulluk, yabanıllık ve ilkellik içinde on milyon nüfuslu bir kasabaya dönüşmüş bulunan İstanbul, kent dokusuyla da, insanlarıyla da Aslanger'in dünyasına yabancıdır.
O da bu nedenle bugünkü İstanbul'da göremediği güzellikleri, incelikleri, gelenekleri, yitirilmiş değerleri, geçmiş zaman güzellerini, dönemin eşyalarıyla eserlerinde canlandırır ve eski İstanbul, hiç olmazsa tablolarında yaşasın ister.Yeniden yaşattığı, anlattığı ve anımsattığı geçmiş kültürümüzle ve eski yaşamımızdaki güzelliklerle, bizleri düşünmeye zorlar .
Aslanger'in düşsel kompozisyonları salt o dönemin yaşamını, güzelliklerini , duygularını yansıtmakla kalmaz ; Osmanlı sanatının özenle seçilmiş örneklerini de sergiler : Yeşil, lâcivert, firuze, mavi, beyaz , mercan kırmızısı renkli ve şakayık, nar çiçeği, gül, karanfil, lâle, sümbül desenli çiniler, kimileyin çinilerin üzerinde ya da duvardaki bir levhada görülen hatlar ; İznik , Kütahya ya da Yıldız'da üretilmiş seramik tabaklar, vazolar, sürahiler, kandiller , bardaklar ; saydam, opal, kristal ya da renkli camdan yapılmış çeşmibülbüller, şerbetlikler, kupalar, kâseler, lâledanlar, gülabdanlar, lâmbalar, şişeler, ibrikler ; yün ya da ipekten dokunmuş halı ve seccadeler ; bakır, pirinç ya da tombak tepsiler, siniler, ibrikler, şamdanlar, mangallar, fenerler, buhurdanlar, taslar, sahanlar, bakraçlar ; gümüş ya da altından yapılmış ( kimileyin elmas, yakut, zümrüt, firuze v.b. değerli taşlarla işlenmiş ) aynalar, kolyeler, bilezikler, kama kını ya da sapları, kemer tokaları, yüzükler, küpeler, saç tokaları ; Osmanlı dekoratif taş işçiliğinden örnekler sunan sütun başlıkları , mermer ve döküm şebekeler, pencere parmaklıkları, çeşmeler, sebil ve selsebiller, şadırvan ve oymalı fıskiyeler ; sedef, bağa, fildişi gibi malzemelerle kakma veya yapıştırma tekniğiyle süslenmiş İstanbul , Şam ya da Edirne işi rahleler, sehpalar, çekmeceler, kavukluklar ve benzeri eşya, Aslanger'in resimlerinde değişik merakları tahrik ederek zihinlerde tatlı heyecanlar uyandırırlar.
Aslanger'in resimlerinde ağırlıklı olarak yer alan saray geleneğine göre yetiştirilmiş edalı , zarif ve onurlu güzeller ( acemiler, cariyeler, şakirtler, ustalar, gedikliler ), "gözde"ler, "ikbâl"ler, "kadın"lar, odalıklar, haseki sultanlar, valide sultanlar, kâhya kadınlar, çengiler, döneminin ( kadife, aba, bürümcük, canfes, çuha, çatma, gezi, yollu, atlas, diba, hatayi, tafta, selimiye, kemha, sof v.b. ) kumaşlarından özgün ve gerçek ev ve sokak giysileriyle bizleri bir başka dünyaya, gizemli harem yaşamına götürür ; kalplerimizde değişik duygular uyandırırlar. Onun ustalık, sabır, özen ve hüner dolu tablolarında, kimi zaman bir hamam aleminin düşlerine dalar; kimi zaman sazende ve hanendelerle bir musiki meclisine katılır ; kimi zaman bir esir kadının pazarlığına biraz da üzülerek kulak misafiri olur ; kimi zaman bir çenginin kıvrak raksıyla kendimizden geçer ; kimi zaman bir dost meclisindeki söyleşiye kulak kabartır ; kimi zaman bir cariyenin önünde kalbimizin bir başka türlü çarptığını ya da bir valide sultanın huzurunda gizli gizli heyecanlandığımızı duyumsarız...
Yılmaz UYAR
Oryantalizm, 19.yy.da Batı dünyasını etkisi altına alan bir genel tavır. Bilim, edebiyat, tiyatro, müzik ve mimarlıktan sonra resim dünyasında etkisini göstermiş. Oryantalizme klasik anlamda bir resim akımı diyemeyiz. O bir konu birliği, Doğu merakı ve doğuyu algılama , kabul ediş biçimidir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 16.yy.da dünyanın en önemli ülkesi olması nedeniyle başlayan batı ilgisi , özellikle 1721 yılında Yirmisekiz Mehmet Çelebi'nin Paris'e elçi olarak gönderilmesi ve orada uyandırdığı hayranlık sonucu ortaya çıkan " Turquerie " ( Türköri ) modası ile büyük ölçüde artmıştır. Bu ilgi batılı seyyahların Türkiye gezilerini de çoğaltmış ,gidilen yerleri resimlerle belgeleme adeti yaygınlaşmıştı. Avrupa'nın her yerinde seyahatnameler ve Osmanlı ile ilgili resim ve gravürler müthiş heyecan uyandırıyordu. Yirmisekiz Çelebi'den sonra 1742 yılında Paris'e oğlu Sait Çelebi gönderildi. O da en az babası kadar başarılı oldu.
Osmanlı yaşamına olan bu ilgi zaman zaman o günlerin ressamlarını hayalden resim yapmaya zorluyordu. Bu yüzden bazı oryantalist resimlerin belge niteliği taşımalarına karşın , bazıları ise hayalden yapılmış uyduruklar olarak değerlendirilir.
Gerçekten Türkiye'ye gelerek daha doğru gözlemlerle resim yapanların bazılarını kronolojik olarak şöyle sıralayabiliriz. Pieter Coecke van Aelst ( 16. yy ) , Nicolas de Nicolay ( 16. yy ) , Melchior Lorichs (16.yy) , J.B.Van Mour ( 1671-1737 ) , Corelius de Bruyn ( 17. yy ) , François Dubois ( 1790-1871 ) , Jean Schranz ( 1794-1872 ) , Amadeo Preziosi ( 1816-1882 ) , Eugene Fromentin ( 1820-1876 ), Felix Ziem ( 1821-1911 ) , Fabius Brest ( 1823-1900 ) , Jean Leon Gerome ( 1824-1904 ) , Philippe Bello (1831-1911) , Leonardo De Mango ( 1843-1930 ) , Varnia Zarjecki ( 1850- ? ) , Fausto Zonaro ( 1854-1929 ) , Salvatore Valery ( 1856-1946 ) .
Türkiye'ye bizzat gelerek resimlerini yapan bu ressamların yanısıra diğer ortadoğu ülkelerine seyahat eden veya orada yaşayarak ünlenen başka oryantalistler de vardır. J.Frederick Lewis ( 1805-1876 ) , Ludwig Deutsch ( 1855-1935 ) , Rudolph Ernst (1855-1935 ) gibi ...
Türkiye'de ise oryantalistlerin konularını kendine konu edinen ve tekniği ile onlarla yarışabilen kişi büyük ressam ve müzeci Osman Hamdi ( 1842-1910 ) olmuştur.
Osman Hamdi' den bu yana oryantalist yaklaşımlı özgün bir ressamımız olmamıştır. Ancak gazeteler , dergiler için veya özel siparişlerle yapılan yağlıboya tablolar da birer illüstrasyon seviyesinde çalışmalar olarak kalmıştır.
Ressamımız Kamil Aslanger'in eski yaşama ilgi ve tutkusu , önceleri İstanbul'un eski sokak ,konak ve yalıları ile başlamış , sonra Topkapı Sarayına yönelmiştir. " Topkapı Düşleri " olarak isimlendirdiği bu sergiden önceki iki sergisi de " Cariyeler " başlığını taşıyordu. " Oryantalizm ve İstanbul " serisinin 4 üncüsü olan bu sergiden sonra ileride “ Lalezar “ isimli 16, 17 ve 18 inci yüzyılları konu alan 5 inci sergisini de izleyeceğimizi umuyorum . Sanatçımızın çalışma yöntemi 19.yy oryantalistleriyle aynıdır. Onlar nasıl önce bir mekanı çizip veya fotoğrafını çektirip sonradan o mekanları içinde yaşayan insanlarla bütünleştiriyorlarsa Kamil Aslanger'de bugün aynı yöntemleri kullanmaktadır. Ancak mekanlar yüzde yüz var olan yerler olmayabilir. Sanatçımız için önemli olan çalıştığı yüzyılın dokusudur. Bu yüzden farklı yerlerin duvar, kapı, pencere, avlu veya diğer mimari unsurlarını bir araya getirerek değişik mekan kompozisyonları elde etmiş ve konularını buralara işlemiştir.
Kamil Aslanger'in " Topkapı Düşleri " sergisini meydana getiren tablolar , tamamen onun muhayyelesinden ve gönlünden çıkan mekan , obje ,eşya ,giysi ve insanların , belli bir konu içinde biraraya getirilmesiyle oluşturulmuştur.
ASLANGER bu konuda en yetkin olarak bilinen bir ressamdır. Bu nedenle özellikle vurgulamak istediğim yaptığı resimlerin hiçbir yerden veya önceki oryantalistlerin tablolarından kopya edilmemiş olmasıdır.Genellikle onun hayal gücünün ürünü mekanlarda kendi tasarımı olan giysiler içindeki modeller üzerinde çalışılmıştır.